Tokat-Reşadiye Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Bilişim Teknolojileri Alanı 12-D Sınıfı

Tokat-Reşadiye Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Bilişim Teknolojileri Alanı 12-D Sınıfı

Gökhan KILIÇ-Recep TÜRK
 
AnasayfaKapıTakvimGaleriSSSKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Leman Sam-Kıyamam Sana
Çarş. Mart 17, 2010 5:48 pm tarafından BTA

» Leman Sam-Rüzgar
Çarş. Mart 17, 2010 5:47 pm tarafından BTA

» Komik Videolar 3
Çarş. Mart 17, 2010 5:44 pm tarafından BTA

» Komik Videolar 2
Çarş. Mart 17, 2010 5:43 pm tarafından BTA

» Komik Videolar 1
Çarş. Mart 17, 2010 5:41 pm tarafından BTA

» Leman Sam - Anladım
Salı Mart 09, 2010 6:32 pm tarafından BTA

» Alışveriş Merkezinde Kız Kavgası
Ptsi Mart 08, 2010 11:35 am tarafından BTA

» Canı Sıkılan Anket Çözmeye
Cuma Mart 05, 2010 12:29 am tarafından BTA

» Samsung B3410W Ch@t
Perş. Mart 04, 2010 11:34 pm tarafından BTA

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forumlar
Ortaklar
bedava forum

Paylaş | 
 

 Wolfenstein (PC) Oyub

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
BTA
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 244
Points : 732
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 28/02/10
Yaş : 25
Nerden Nerden : TOKAT/Reşadiye

MesajKonu: Wolfenstein (PC) Oyub   Perş. Mart 04, 2010 12:12 am

Wolfenstein (PC) Oyun

Fps Oyunlarının Atası Geri Döndü!

En sonunda beklenen gün geldi ve Wolfenstein bugün itibari ile raflardaki yerini aldı. Bizde CyberOyun ekibi olarak boş durmadık ve elimize ulaşan ilk Wolfenstein kopyasını oynayıp okuyucularımızla paylaşmak istedik.
Daha önceki incelemelerimden birinde nasıl efsane oyun olunur sorusuna cevap aramıştım. Sonunda ortaya iki seçenek çıkmıştı. “Ya kusursuz bir oyun yapacaksın, ya da türünün ilk örneği olacaksın.” İşte bugün inceleyeceğimiz oyun bu iki şartı da içinde barındırabilen çok çok nadir olan oyunlardan biri. WOLFENSTEIN…

FPS oyunlarının atası Wolfenstein!

Şimdi isterseniz zaman tünelinde bir yolculuğa çıkalım ve bundan tam 17 sene öncesine gidelim. İnsanların artık iki boyutlu oyunlardan sıkıldığı, bilgisayarın başında oflayıp puflayarak vakit geçirmeye çalıştığı günlerdi. İşte yine böyle bir günde, üzerine sıkıntı ve kasvet çökmüş oyun sektöründen İd Software adında bir firma çıkageldi.(Bir varmış, bir yokmuş diye başlasaydım daha mı uygun olurdu acaba =)) Bizleri Wolfenstein adında bir oyunla tanıştırdı. Oyunu yükledik, açtık, “New Game” dedik oyuna girdik ve öylece dona kaldık. İnanılmazdı fakat gördüklerimiz gerçekti. İlk defa karşımızda üç boyutlu(3D) ve birinci şahıs bakış açısından (FPS) oynayabileceğimiz bir oyun vardı. İşte o zamanlar oyun sektörü aslında en önemli anlarından birini yaşıyordu. Çünkü FPS oyun tarzı sonunda hayatımıza girmişti. Artık aksiyon, macera zamanıydı. Belki o zamanlar farkında değildik ama aslında İd yetkilileri bize sadece bir 3D oyun oynama şansını değil, bunun yanında 2. Dünya Savaşı’nda cephelerde savaşma, uzaylı yaratıklara karşı dünyamızı savunma, vahşi batı zamanına gidip kovboylarla düellolar yapma gibi birçok aksiyon dolu olaylarda bulunma şansını da vermişlerdi. Nitekim zamanla bunları hepside oldu. Hayatımıza giren FPS oyun tarzı ile Dünya Savaşlarına da katıldık, Yıldız Savaşlarında da çarpıştık. İşte bu yüzden bugün çıkan Wolfenstein oyununun ilk versiyonu oynadığımız tüm FPS oyunlarının atasıdır demek hiçte yanlış olmaz.

2009 Model Wolfenstein

Wolfenstein oyunu 3D olarak ilk defa 1992 yılında oyuncularla buluştu. Bu yapımın ardından uzun süren bir sessizlik başladı ve 2001 yılında Return to Castle: Wolfenstein oyunu piyasaya sürüldü. Tabiî ki grafik ve oynanış olarak oyun üzerine çok şeyler katmıştı. Aradan geçen 9 yıl Wolfenstein’ı bir hayli geliştirmişti. İşte bu oyundan 8 yıl sonra Id’li yetkililer bizi bir Wolfenstein oyunuyla daha bilgisayar ekranının karşısına hapsetmeye karar verdiler.
Aslında oyunun ilk yapım dedikodular bundan 4-5 yıl önce başlamıştı. Fakat Id Software yetkilileri bu dedikoduları net bir dille yalanlamışlardı. Nitekim bu yalanlamanın ardından 2-3 sene sonra oyun resmen duyuruldu. Oyunun hakkında ilk gelen bilgiler arasında ise yeni Wolfenstein’in Doom 3 motoruyla yapılacağı haberi de vardı. Aslına bakılırsa bu bile oyuncuları heyecanlandırmaya yetecek bir haberdi.
Ve işte o gün geldi çattı. En sonunda geri sayım sona erdi ve büyük bir hevesle beklediğimiz Wolfenstein çıktı. Oyunun geçmişinden, gelişiminden bu kadar bahsettikten sonra sanırım artık yavaş yavaş oyunu anlatmanın zamanı da geldi. İşte, şimdi karşınızda 2009 model Wolfenstein.

Yıllar sonra Nazilerle karşı karşıya

Oyuna ilk girdiğimizde bizi son derece güzel bir video karşılıyor. Bu videoyu izlemenizi şiddetle tavsiye ederim çünkü gerçekten çok güzel olmuş. Bu kısa videoda ajanımız B.J. Blazkowiz bir füzesaldırısını sabote ediyor. Nazili askerler güvertede koştura koştura komutanın yanına geliyorlar ve “Generalim gemide bir casus olduğundan şüpheleniyoruz, saldırıyı erteleyelim mi?” diye soruyor. Fakat o da ne general yavaşça suratını dönüyor ve bakıyoruz ki karakterimiz çoktan generali öldürüp onun yerinde geçmiş. Buradan sonra ise videonun sonuna kadar karakterimizin gemiden nasıl kaçmaya çalıştığını izliyoruz ve videonun sonunda Blazkowiz elindeki madalyonu (ki bu madalyonu oyunun yayınlanan trailerlarını izleyen herkes bilir, zira oyun konusu kısmen bu madalyonun üzerine kurulu) kullanarak oradaki tüm Nazi askerlerini bir anda iskelete çeviriyor. Tabi bu sahneyi görünce bir an önce oyuna başlayıp o madalyonu kullanma isteği beliriyor içimizde.
Oyuna başladığımızda tabiî ki bu madalyona sahip değiliz. Blazkowiz’kinin tekrar Nazilere karşı savaşmasının nedeni de bu madalyon. Karakterimizi tekrar bu savaşın içine sürükleyen olay ise bir direniş örgütünün, madalyonu ve Naziler'in bu madalyon ile ilgili yaptığı araştırmalar hakkında bilgi toplaması için bizden yardım istemesi oluyor.
Wolfenstein’da oyunun başında bir göreve başlayıp sürekli çatışarak oyunun sonunu getirmiyoruz. Oyunda bir görevi bitirip, direnişçilerin karargah olarak kullandığı bölgeye geliyoruz ve buradan yeni görevler alıyoruz. Tabi bu karargahın bulunduğu alanda da Nazi askerleri var, öyle elimizi kolumuzu sallayarak dolaşamıyoruz. Görevi aldıktan sonra radarda belirtilen noktaya gidiyoruz ve bu noktaya vardığımızda çoğu zaman bir ara video ile asıl göreve başlayacağımız noktaya gidiyoruz. Bu videoda o noktaya nasıl ulaştığımızı anlatıyor. Kamyonla veya uçakla, göreve göre bu değişiyor. Yapımcılar bu kısmı iyi düşünmüşler. En azından “Ya nasıl oldu da biz buraya geldik, ışınlandık mı, uçtuk mu ne oldu?” gibi sorular kafamızda belirmiyor.
Oyuna başlarken karşımıza 4 ayrı zorluk seviyesi geliyor. Bu zorluk seviyelerinin karşısına da çeşitli yorumlar yazılmış. Bu kısım bence biraz gereksiz olmuş. Mesela “Easy” seçeneğinin karşısında, “Babacığım oyun oynayabilir miyim” gibi bir ibare yazıyor ve insan ister istemez oyunu “Easy” modunda oynamak istemiyor. Gerçi diğer zorluk seviyelerini seçtiğinizde de oyun öyle aman aman zorlaşmıyor. Sadece iki mermide ölen düşmanlar daha zor ölüyor. Buna ters orantılı olarakta sizin ölümünüz kolaylaşıyor. Oyunun giriş kısmı bu şekilde diyebilirim. Şimdi gelelim oyunumuzun asıl önemli kısmına. Nereye mi? Tabiî ki bize üstün güçler sağlayan Thule Madalyonu’na.

Thule Madalyonu’nun gizemi!

Az öncede bahsettiğim gibi oyun kısmen bu madalyon üzerine kurulu. Bu madalyonun bize sağladığı 4 tane güç ver. Bunlara geçmeden önce isterseniz madalyonun içeriğinden biraz bahsetmek istiyorum. (Bu kısım beni ilgilendirmiyor diyorsanız bir sıradaki paragrafta devam edebilirsiniz) Madalyonumuzun adı “Thule”. Bu isim ise madalyonun üzerinde bulunan “Black Sun” (Kara Güneş) sembollerine tapan Thule Topluluğundan geliyor. Bu topluluğun çekirdek kısmında ise ağırlıklı olarak Nazi ordusunun komutanları ve ileri gelenleri yer alıyor. Bu madalyonu önemli kılan ise üzerinde barındırdığı kristaller. Bu kristal sadece Almanya da bir şehirden çıkıyor ve her kristal madalyona ayrı bir güç veriyor. Zaten oyunun büyük bir kısmı da uyanık Nazi ordusunun bu kristalleri aradığı kazı alanında geçiyor.
Thule Madalyonu gücünü bu kristallerden alıyor. Oyunda ilerledikçe bu kristalleri ele geçiriyoruz. Madalyonun bize verdiği(daha doğrusu kullanan kişiye verdiği) 4 tane güç var. Bu güçler ise şöyle; veil wall, zamanı yavaşlatma, hasar almayan kalkan, daha etkili ateş gücü. Şimdi bu güçlerde kısaca bahsedelim. Zira bu güçlere oyunda sıkça başvuruyoruz. İlk bulduğumuzu kristal “Veil Wall” adındaki özelliği açıyor. Bu özelliği “1” tuşuna basarak aktif ediyoruz ve aktif ettiğimizde başka bir boyuta geçiyoruz. Bu boyuta geçtiğimizde normalde göremediğimiz canlılar görebiliyoruz ve üzerinde güneş sembolü bulunan
duvarlarda açılan kapılardan geçebiliyoruz. Size hemen bir uyarıda bulunayım, eğer tam açılan kapıdan geçerken bu özelliği kapatırsanız (ki yine “1” tuşuna bastığınızda normal boyuta geçmiş oluyorsunuz) duvarın içinde sıkıştığınız için ölüyorsunuz. Tabiî ki bu özellikte diğer 3 özellikte sınırsız bir kullanıma sahip değil. Ekranın sol alt köşesinde bulunan madalyon simgesinin yanında içi mavi bir çizgi ile dolu bir bar var. Bu bar boşaldığında özelliklerinizden hiç birini kullanamıyorsunuz. Bu barı ise oyundaki buhulu gibi görünen yerlere gittiğinizde doldurabiliyorsunuz. Ya da içi mavi renkte bir madde ile dolu tüplerin yanına gittiğinizde bu barı yine doldurabiliyorsunuz. Madalyonun diğer bir özelliği ise zamanı yavaşlatma özelliği.(Eminim bir çoğunuzun aklına Prince of Persia serisi gelmiştir, benim gibi=)) Bu özellik sayesinde bubi tuzaklarından, yıkılan köprülerden vb. yerlerden geçebiliyorsunuz. Hatta karşınızda siperin arkasından size ağır makineli tüfekle ateş eden bir asker olduğunda bu özellik ile mermilerden sıyrılarak onun yanına gidip kafasına sıkabiliyorsunuz. 3. özelliğimiz ise kalkan özelliği. Bu özellik aktif edilince az önce bahsettiğim mavi bar boşalana kadar hiç bir şey bize etki etmiyor. Yani bazuka atsalar nafile =). Son özelliğimiz ise vuruş gücümüzün artması. Bu özelliği aktifleştirdiğimizde ise mermilerimizin vuruş gücü önemli oranda artıyor. Madalyonumuzun özellikleri bu kadar diyebilirim. Tabi hangi özelliği hangi strateji içerisinde kullanacağınız birazda size kalmış. Mesela “Veil Wall” özelliğini karanlık mekânlarda kullanırsanız size gece görüşü kazandırıyor diyebilirim. Bu özelliği karanlık bir yerde aktifleştirdiğinizde tüm askerleri rahatlıkla görebiliyorsunuz.

“Ölmüş olabilirsin, ama daha seninle işim bitmedi…Nihahaha”

Yukarıdaki başlığımın sebebi oyunun çok hoşuma giden bir özelliği yüzünden. Wolfenstein’ın en güzel yönlerinden biride öldürdüğümüz askerlerin yok olmaması. Yok olmadıkları gibi ölü bir cesede ateş ettiğinizde ceset hasar almaya devam ediyor ve parçalanıyor. Ayrıca bir patlama olduğunda askerler yanarakta ölebiliyor ve cesedin yanına gittiğinizde yanmaktan kapkara olmuş bir bedenle karşılaşıyorsunuz. Yapımcılar bu kısmı gerçekten çok iyi düşünmüş. Genelde oyunlarda ya öldürdüğümüz cesetler kaybolurdu ya da kaybolmasa bile cesedin üzerine boşalttığımız şarjörler dolusu mermi hiçbir hasar veremezdi. Ama
Wolfenstein’da bu böyle değil. Sizi sinir eden bir askeri öldürdükten sonra bile, yanına gidip her tarafını parçalayabiliyorsunuz.
Şimdide biraz oyunun eksta yönlerinden bahsedelim. Oyunda genel olarak görevlerde tek başımıza oluyoruz. Çok nadir olarak direnişi yapan örgütten bir iki eleman yanımızda geliyor. (Gerçi böyle bir madalyon varken o adamlar gelse ne olur gelmese ne olur ? =)).Oyunda “tab” tuşuna basarak bir harita çıkarıyoruz ve kaybolursak yolumuzu daha rahat bir şekilde bulabiliyoruz. Bunun dışında, bize verilen görevi bitirdiğimizde ekrana o görevle ilgili veriler geliyor. Buradan kaç düşman öldürdüğümüzü, hangi silahı en çok kullandığımızı, madalyonun hani özelliğinden daha çok yararlandığımızı öğrenebiliyoruz. Oyunda ayrıca silahlarımızı geliştirebileceğimiz bir yerde mevcut. Bu yeri zaten oyunun başında direnişteki elemanlar size gösteriyor. Silahlarınızı oyunda topladığınız altınlar karşılığında geliştirebiliyorsunuz. Ayrıca bu noktadan mermi ve bombada alabiliyorsunuz. (Ama ben paranızı böyle gereksiz şeylere harcamanızı önermem, zira öldürdüğünüz askerler size istemediğiniz kadar mermi bırakıyor zaten;)) Bunun dışında oyunda bir ekstra olayda yok zaten (Daha ne olsun değil mi? =))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://resadiye-eml.yetkinforum.biz
 
Wolfenstein (PC) Oyub
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Tokat-Reşadiye Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Bilişim Teknolojileri Alanı 12-D Sınıfı :: Oyun Dünyası :: Bilgisayar Oyunları-
Buraya geçin: